Yaşamın Mucizeci Yılları: Erken Çocukluk Dönemi

Erken Çocukluk Dönemi ve Bu Dönemde Çocuğun Gelişimi

Bir çocuğun 0-6 yaş arasında geçirdiği sürenin gelişimi açısından hayati önemi olduğu kabul edilir. “Erken çocukluk” olarak adlandırılan bu dönemde çocuk büyük bir hızla gelişir; zekası, algısı, kişiliği, sosyal davranışları ve zihinsel yetenekleri ciddi oranda şekillenir. Beyin gelişiminin büyük bölümü de bu dönemde tamamlanır.

Bu durum, çocuğun hayatı boyunca etkili olacak olan özelliklerinin temelini oluşturur. Çocuğun erken çocukluk döneminde gerekli gelişmeyi sağlayamamasının bilişsel, duygusal ve sosyal açılardan kalıcı olumsuz etkileri olabilir. Bu gelişmenin düzeyi, çocuğun 6 yaşına kadar nasıl bir ortamda büyüdüğü ve nasıl bir eğitim aldığına bağlı olarak farklılık gösterir.

Çocuğun beyni ilk altı yılda, bir daha hiç olmayacağı kadar hızlı bir gelişim içindedir. Özellikle ilk yıllarda, beyinde her saniyede 700 yeni nöron bağlantısı oluşmaktadır. Bu bağlantılar çocuğun bilişsel, dilsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin temel taşlarını oluşturur. Beyinde uyarılmayan ve kullanılmayan bağlantılar ise zayıflar ve yok olur.

Akademik ve sosyal hayattaki başarı için önemli olan dil becerilerinin temeli de bu dönemde atılır. Çocuklar konuşmaya başlamadan önce aslında beynin dil gelişimiyle ilgili bölümleri aktif bir şekilde gelişmektedir. Beyinde dilin anlamlı parçalara ayrılma süreci, yetişkinler küçük çocuklarla konuştuğunda gerçekleşir. Bu nedenle, erken çocukluk döne- minde ailelerin ve yakın çevrenin önemi çok büyüktür.

Ayrıca, bu dönemde çocuklara verilecek nitelikli bir eğitim desteği de önemlidir ve gelişimlerine destek olmaktadır. Çocukların eğitim sistemi içerisinde daha uzun süre yer almaları, akademik açıdan daha başarılı hale gelmeleri, sağlıklı, aktif ve üretken olmaları nitelikli bir Erken Çocukluk Eğitimi’nin kazanımları arasındadır.

Erken Çocukluk Gelişimi’nin (EÇG) Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Çerçevesinde Önemi

Birleşmiş Milletler’in 2015 Sonrası Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin amacı, Milenyum Kalkınma Hedefleri’nin kazançlarını ilerletmek ve geliştirmek ve böylece yoksullukla mücadele etmek, katılımcı sosyal ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmek, herkesin eşit ve sürdürülebilir bir şekilde zenginlikten faydalanmasını sağlamaktır.
Farklı bilim dallarının bulguları açıkça ve ikna edici biçimde göstermektedir ki küçük çocuklara yapılan yatırım insani ve sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturur.

EÇG bilimsel kanıtlara dayanan bir dizi stratejiden oluşmaktadır. Bunlar; ebeveynler için destek, gelişim gecikmelerinin ve engellerinin erken tespiti ve müdahale edilmesi, çocuk bakımı, destek ve öğrenme, hedef gruplar için sağlık, beslenme, sosyal koruma hizmetleri, iyi kalite okul öncesi eğitim ve iyi kalite ilköğretim okullarına geçiştir.

EÇG programları ve müdahaleleri sağlık, beslenme ve eğitim alanlarında sonuca ulaşmanın en uygun maliyetli yöntemi olmanın ötesinde, kadının güçlenmesi, şiddetin azaltılması, çevreye duyarlılığın teşvik edilmesi, nesilden nesile aktarılan yoksulluk ve eşitsizlik döngüsünün kırılması ve böylece refah düzeyi yüksek toplumların yaratılması için gereklidir.Bunların gerçekleşebilmesi, farklı sektörlerle işbirliği içinde birden çok ortakla hayata geçirilmesini ve hükümetlerin farklı departmanlarının bir arada çalışmasını gerektirir.

Çocuklara olan küresel sorumluluğumuz Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde (ÇHS) garantiye alınmıştır. Bu sözleşme, eşitlikçi ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen insani kalkınma için, hak temelli yaklaşımın temel bileşenlerinden biridir.
Küçük çocukların ve ailelerinin büyüyüp gelişebilecekleri bir çevre yaratmak; en önemli sağlık, eğitim ve gelir elde etme hedeflerine ulaşılmasına, sosyal adaletin tesis edilmesine, kadın haklarının savunulmasına ve cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yardımcı olacaktır.

Türkiye’de Erken Çocukluk Eğitimi (EÇE) Hizmetleri ve Ailelerin Önemi

Çocukların gelişimini sağlık, beslenme, erken çocukluk eğitimi, çocuk koruma, aile tutumları, kültür gibi ayrı boyutlarda ele almak, müdahale etmek doğru değildir. Çocuğun gelişimine de bütüncül bakılması gerekir. Bu nedenle, erken çocukluk gelişimine yönelik tüm stratejilerin ve hizmetlerin, doğum öncesinden ilkokul yıllarına kadar çocukların farklı ihtiyaçlarını gözeten kapsayıcı politikaların birer parçası olması gerekir.

Oysa Türkiye’de sağlık, eğitim ve çocuk koruma ayrı uzmanlıklar olarak farklı kamu kurumlarının idari sorumluluğundadır. Çocuğun gelişimi ile bütüncül olarak ilgilenen kamu kuruluşları, hizmetleri ve politikaları bulunmamaktadır. Uluslararası araştırmalar ve Türkiye’de yapılan çalışmalar, çocukların bu dönemdeki gelişim hızının yüksek ve ilgili yatırım maliyetlerinin görece düşük olması nedeniyle, EÇE’ye yapılan yatırımın getirisinin çok büyük olduğunun altını çizer. EÇE fayda- maliyet analizleri yatırım yapılan her 1 TL için gelecekte 7 TL geri dönüş olduğunu göstermiştir. Öte yandan, ülkemizde erken çocukluk dönemine yapılan yatırım miktarı oldukça düşüktür ve bu durum gelişim açısından mucizevi bir dönem olan 0-6 yaş arasında, çocukların gelişimlerine uygun ortamlar ve uyarıcılardan yoksun kalmalarına neden olmaktadır.

Erken yaşlarda beyin gelişimi çocuğun geleceği için bu kadar belirleyiciyken, beyin gelişimini desteklemek için de çocuğun yakın çevresi yani en yakınındaki ebeveynleri ile nasıl bir ilişki kurduğu önemlidir. Gelişim ve öğrenme, çocukların çevreleri ile etkileşimi sonucunda gerçekleşir. En yakın çevre olarak anne babalar çocukların beyin gelişimi dahil her türlü gelişimlerinde en önemli role sahiptir.

Erken çocukluk döneminde beyin gelişimi yakın çevresi tarafından desteklenen çocuklar, ileride daha mutlu, sağlıklı ve başarılı bireyler olmakta, toplumda birbirleriyle daha olumlu ilişkiler kurmakta, daha çok sorun çözmekte ve zorluklarla daha iyi baş etmektedirler.
Bu şekilde yetişen bireyler, farklılıklara daha çok saygı gösterip, birbirine daha çok empati duymakta, toplum olarak birlikte gelişmeye ve birlikte huzurlu yaşamaya daha çok katkıda bulunmaktadırlar.

Tüm bu nedenlerle, EÇE yalnızca bireysel gelişim için değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve sürdürülebilir kalkınma için de kritik bir müdahale alanıdır. Bu hizmetlerin sunulmasında eşitlik ilkesi yani en çok ihtiyacı olana ulaşmak çok önemlidir. Erken çocukluk hizmetlerinin herkes için erişilebilir olması gerekir.